301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
15 Aralık 2015 - Salı 14:01
 
Gürsel Tekin; CHP ARTIK TÜRKİYE’NİN HER YERİNDE OLACAK!
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Gürsel Tekin’le bir araya geldik ve medyaextra.com’un ilk siyasi röportajını gerçekleştirdik.Sorularıma içten ve samimi cevaplar veren Tekin, çok önemli açıklamalarda bulundu…
- Haberi
Gürsel Tekin; CHP ARTIK TÜRKİYE’NİN  HER YERİNDE OLACAK!

Medyaextra.com/ FUNDA ERKOÇ

 

Siyasete girişinizdeki en büyük faktör nedir?

Siyasetin yaşam biçimi olduğu bir coğrafyada doğmam en büyük etken sanırım. Çocukluğumdan itibaren koşullar beni siyasete zorladı. Ortaokul ve lise yıllarından itibaren kendimi siyasetin hep içinde buldum.

 

Sizi hep ön planda görüyoruz bunun handikapları var mı?

Bahsettiğiniz şekilde ön planda olmak gibi bir çabam yok, gerçekte Türkiye’nin tarihiyle, toplumsal dokusuyla en etkili partisi, CHP nin Genel Sekreteri olmamın sonucu bu. Geçmiş yıllarda da partinin çeşitli kademelerinde üstlendiğim görevlerin gereğinden de kaynaklanan bir mecburi görünürlük bu. Yoksa, faaliyetlerimizin tamamında yeni arkadaşlarımızın, önde ve vitrinde olmalarına büyük önem verip, özen gösteriyorum. Düzenlediğimiz ya da katılım gösterdiğimiz eylemlerde ve basın açıklamalarında diğer partili arkadaşlarımız daha ön planda, bu bilinçli olarak yaptığımız bir şey. Benim önde yer aldığım durumlar parti yöneticisi olmamla alakalı ve gerekli şeyler diye düşünüyorum.

 Genel Başkan olma isteğiniz var mı?

Türkiye’de CHP ye gönül vermiş her birey, her sosyal demokrat içinde bir gün CHP’ye genel başkan olma isteği taşır, bunu hedefine koyar. Bu durum anlaşılabilir ve partim adına güzel ve zenginleştirici bir şey. Ben ise Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu’ndan ve izlediği ilkeli parti siyasetinden son derece memnunum, dolayısıyla böyle bir düşüncem ya da isteğim olmadı.

 

Sosyal demokrat bir parti Türkiye’de tek başına nasıl ve ne zaman iktidara gelir?

Ben, bir sonraki genel seçimde, ki bu seçimin, başka olağanüstü koşullar olmazsa 2019 yılında olacağını düşünebiliriz. CHP nin tek başına iktidar olacağına inanıyorum. Çalışmalarımızı, hazırlıklarımızı ve hedeflerimizi, örgüt içerisinde yenileşmelerimizi bu hedefe uygun olarak yapıyoruz. Bizim iktidar olmak için program, vaat ve projeden yana sıkıntımız yok, bildiğiniz gibi iktidar partisi bile bu konularda bizden besleniyor, genel başkanımız Kılıçdaroğlu’nun partimize getirdiği en önemli değişim bu yönde. CHP artık sadece siyasi ve ideolojik söylemlerle anılan bir parti de değil, CHP dediğinizde birçok proje, vaat ve toplumun ekonomik dönüşümü ve çareler anlaşılıyor. CHP olarak elbette kendimizi ciddi bir şekilde gözden geçirmemiz  gerektiğinin farkındayız.  Doğu, Güneydoğu ve Orta Anadolu illerinde uzun süredir yeterince var olamıyoruz. Önümüzdeki günlerde CHP olarak bu meseleyi de çözmek için çok ciddi bir çalışma içine gireceğiz ve bu sorunlar çözülecek. CHP artık Türkiye’nin her yerinde olacak, bu olduğunda da sosyal demokrat bir parti Türkiye’de tek başına iktidara gelecek.

 

Toplumun bir süredir unuttuğu bir soru, merak ediyoruz. Sosyal demokrat bir partinin felsefesine, ahlakına sahip siyasetçi veya lider nasıl olmalıdır?

Bu soruya cevap ararken önce; seçmen, siyaset ve siyasetçi profillerinin sosyolojik olarak incelenmesi lazım. Bunlar incelendiğinde yaklaşık 56 milyon seçmen için lider profilinin ne kadar önem arz ettiği ve özlenen lider profilinin öncelikle dürüst olması beklendiği görülecektir. Sayın Kılıçdaroğlu bu anlamda sosyal demokraside özlem duyulan bu tip dürüst liderin ta kendisidir.  CHP sadece bugün değil kuruluşundan bu yana son derece dürüst ve ahlaklı liderlerle temsil edilmiştir; Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Altan Öymen,  Aydın Güven Gürkan ve Kemal Kılıçdaroğlu.  Sayın Kılıçdaroğlu ile ilgili birçok hikâye ortaya atılmıştır; SSK dönemine dair asılsız iddialar bunun bir örneği.  Kılıçdaroğlu ile o dönem birlikte çalışmış ve şu an sağ partiler bünyesinde siyaset yapanlar da en az bizler kadar iyi bilir ki Kılıçdaroğlu dürüstlüğü ve kişiliği ile herkesin takdirini toplamış bir şahıstır. Her ne kadar Sayın Kılıçdaroğlu özel hayatına dair nüktelerin paylaşılmasından hoşlanmasa da ben bir örnek vermek istiyorum size;

Malumunuz, 1997-1998 yıllarında görevden alınıp yargı kararı ile işe gergi dönüş hakkını elde ettiyse de istifa etmek durumunda kalmıştır. İsmini vermek istemediğim, ünlü bir ekonomi uzmanı olan bir arkadaşı kendisine mali müşavirlik şirketi kurmayı teklif ediyor ancak, Kılıçdaroğlu aktif siyasette yer almak istediğini belirterek bu karlı teklifi geri çeviriyor. Arkadaşı her ne kadar ikisini birlikte yürütebileceği konusunda ısrarcı olsa da Kılıçdaroğlu bunu etik bulmayarak teklifi kabul etmiyor. Bunun üzerine Kılıçdaroğlu gibi başarılı bir hesap uzmanının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini düşünün bu ekonomi uzmanı, kendisini bir şirkete öneriyor ve Kılıçdaroğlu yönetim kurulunda göreve başlayarak şirketin birçok alanda yaşadığı aksaklıklara sağladığı çözümlerle CHP’nin dikkatini çekiyor ve Baykal tarafından partiye davet edilerek yapılan ilk kurultayda parti meclisine seçiliyor.  Bunun akabinde yaptığı ilk iş ise çalışmakta olduğu şirketin yönetiminde istifa etmek oluyor. Bunun üzerine şirketin patronu bir vefa duygusu ile Kemal Bey’in maaşının kesilmemesi talimatını veriyor.  Kemal Bey’in bunu beş ay sonra tesadüfen bankaya bir işi düştüğünde fark ediyor ve ivedilikle bu beş aylık maaşı o günün faz kurundan hesaplayarak parayı iade ediyor.  İşte seçmenin özlediği hayatının her alanında böyle bir dürüstlük sergileyebilen bir liderdir. Lakin kirlilikten beslenilen bu günlerde dürüstlükten bahsetmek son derece güç... Ama şunu iyi biliyorum,  tüm kirli işlerine rağmen bugün makam mevki sahibi olanlar, yarın sokaklarda dahi dolaşamayacaklar. Türkiye’nin siyasi tarihi bunun örnekleriyle dolu.

Yapılan kamuoyu yoklamalarında siyaset, medya, yargı güvenirlilik endekslerinin son sıralarında yer alıyor. Demokrasilerin üzerine kurulduğu dört ana kuvvetin çürüdüğü bir dönem yaşıyoruz. Bu son derece tehlikeli bir durum karşısında siyasetçiler olarak kendimizi gözden geçirmemiz gerekirken hiçbir şey olmamış bir davranıyor, 17-25 Aralık gibi rezaletlere sessiz kalıyoruz! Böyle bir tablonun içinde Kemal Bey’in hassasiyetleri ve incelikleri önemini yitiriyor. Sadece siyasi kurumlar değil toplum yavaş yavaş çürüyor.  Türkiye, yolsuzlukların neden olduğu bu çürüme yüzünden dünyadan tabiri caizse tecrit ediliyor. Her şeye rağmen ben; toplumun sağduyusu, cumhuriyetimizin kurumlarının, meclisin, yargının, sivil toplumun dirayeti sayesinde bu zor günleri hasara yol açsa bile aşacağımızı ve yeni bir dönemi kuracağımıza inanıyorum.

 

Türkiye’nin temelini oluşturan demokratik sistem yıkılırsa hepimiz altında kalırız. İktidarın mimarı olduğu bu çöküş noktasında gezinmeye başladık bile...

AK Parti'nin evet şunu da iyi yaptı dediğiniz bir şeyi oldu mu?

İyi göreceli bir kavram, bir aile babası tüm ailenin geleceğini tehlikeye atacak şekilde yüksek bedel veya taksitle bir ev alırsa, bu iyi bir şey yaptığı anlamına gelmez. Bedeli çok yüksek seviyeden ödenmiş şeylere sahip oldu Türkiye son 13 yıldır. Ekonomik anlamda, toplumsal yaşamda, doğada, tarihi eserlerimizde kısacası her yerde yaratılan tahribatların karşılığı alınmış iyi denen şeyler. Bunlardan da şüphe duyuyor toplum her zaman, çöken duble yollardan, devletin gelirinden havuz oluşturularak alınan medyadan, kaybolan hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı gibi konuları da eklediğimizde AKP iktidarının bize çok pahalıya mal olduğunu görebiliriz.  Geleceğe yol ama daha çok yolsuzluk yapan bir parti, iktidar olarak kalacak  AKP.  Her ne kadar kendi projeleri gibi pazarlamış olsalar da, CHP’nin birçok projesini ve vaadini de kopyalayarak almak yaptıkları iyi şeylerden, en azından topluma faydalı. Bunları düşününce CHP’nin vaatleri iktidarda olan bir parti olduğunu düşünebilirsiniz.

 

CHP örgütlerinin çalışmalarında eksiklik var mı?

Elbette olmaz olur mu? Lakin bu örgüt mensuplarından kaynaklanan bir sıkıntı değil, daha çok yapısal sıkıntılarla alakalı sorunlar.  Siyasi partilerin örgütlenme modellerli çağa uygun olmalı. Örneğin dünya örneklerinde de görüldüğü gibi örgütlerimizin sivil toplum örgütleri ile çok sıkı bağları ve işbirlikleri olmalıdır.  Sivil toplum örgütleri de bu noktada, kaybolan değerlerimiz karşısında yapmadıkları şeyler konusunda bir özeleştiri yapmalı. Türkiye’nin içinde bulunduğu durumda sadece muhalefet partilerini suçlamak haklı bir tutum değil. Mesele sendikalar, ne kadar etkililer?   Sayıları 12 milyona yaklaşan emekliler neden sendikalılaşamıyor?  Başı çekip hadi sokağa çıkalım hak arayalım dediğimizde dahi yoklar! 12 Eylül’ün temel görevi bu örgütlü toplumu ortadan kaldırmaktı ve örgütlü toplum halen ortada yok. Ne yazık... Biz siyasi parti olarak sivil toplumun oluşturduğu istekleri meclis ve her seviyede haklar, hukuk çerçevesinde takip etmekle, yol açmakla yükümlüyüz. Sivil toplumu bu anlamda demokrasiye, hukuka ve geleceğe daha çok sahip çıkmaları konusunda dikkatli olmaları gerektiğini düşünüyor, söylüyoruz. Korkmasınlar, yılmasınlar.

 

Aktroller var ve sosyal medyada gündemi istedikleri gibi yönlendirmeyi başarıyor pekiyi siz CHP ‘nin sosyal medyadaki gücünü yeterli buluyor musunuz?

Merkezden iyi bir organizasyonla yürütüyorlar işi ve çeşitli alanlarda kamu imkanlarını kullanarak maaş ödüyorlar sizin tabirinizle bu ‘aktrollere’.  Bu ekipten bir tanesi ile karşılaşmışlığım var, hatta fotoğrafta çektirdik sohbet ettik. Kirli medya dediğimde, neden bana saldırdınız dediğimde ve  senin vicdanın  yolsuzluk ve rüşvetten gelen   paralar ile beslenen  ve büyüyen medyayı kabul eder mi diye sorduğumda  vicdanı rahatsız oldu.  Beni anladı  ve başkanım gel bir fotoğraf çektirelim dedi .

CHP’nin başına bir gün kadın bir genel başkan geçebilir mi?

Elbette seçilir, çok güzel olur! Kadınların siyasetteki rolünün eşit temsiliyet olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Konu açılmışken, siyasetin içindeki kadın dayanışmasına bir eleştiri getirmek isterim. Ne acıdır ki, meclisteki kadın vekiller, kadınların hakları için siyaset üstü bir örgütlenme yapabilmiş değil.  CHP bu yönde adımlar attı ancak özellikle AKP kanadından keskin bir ret cevabı aldık.  Bingöl’de 16 yaşında bir kız çocuğu  diri diri gömülürken Chp’lisi  Akp’lisi Mhp’lisi kadınlar el ele verip orada değilse bunu da durup düşünmek lazım.

 

Milletvekilliğinin amacı halka hizmet olmalı  ama son zamanlarda halk arasında kendine hizmet olduğu  inancı yer bulmaya başladı. Bu konudaki düşüncelerinizi almak isterim.

Son on üç senedir, AKP iktidarının her yeri rant alanı haline getirmesiyle ve tek adamlık uygulamasıyla maalesef meclisin de saygınlığı zedelendi. Milletvekilleri bu işin vicdani yüküyle karşı karşıyalar ayrıca da bu rantın parçası olup, toplum yararına değil kendine çalışıyorlar. Parlamentodaki milletvekillerinin önemli bir kısmı kamuda iş yapıyorsa gerisi için bir şey söylememe gerek var mı?

Tek kelime ile ifade etmenizi istesem

CHP: Türkiye

Sol: Türkiye’nin vicdanı

Atatürk: Büyük insan sadece bizim için değil İslam coğrafyasının arzu ettiği tek lider

Kemal Kılıçdaroğlu: Proje üretici ve dürüstlük simgesi

Ak parti: Çok ağır bir şey söylemek istemiyorum ama keşke Ak olsa!

Devlet Bahçeli: Hayırcı

Ahmet Davutoğlu: Talihsiz Ortadoğu politikalarının mimarı

İktidar: Bir sonraki seçimde olacağız.

Muhalefet: Demokrasi varsa muhalefette olmalı

 

 

 

Gürsel Tekin bir renk olsa ne renk olur ve neden?

Beyaz renk olmak isterim çok gri tonlarda değilim belki de o yüzden kızan çok bana

 

Ayrı görüşlerden olmak düşman olmak değildir. Kesin sizinde önem verdiğiniz saydığınız karşıt görüşlü arkadaşlarınız vardır sohbet ortamlarınızdaki tablo nasıl?

Hiç düşmanım yok! Dediğiniz gibi, çok farklı fikirlerde olan çok kıymetli dostlarım var, çoğunu da ikna edebilecek durumdayım, hatta ettim bile!

 

Sizin son günlerde üzen en önemli olay ya da gelişme nedir?

Ülkemin son 13 yılında çocuklarımız için yapamadığımız her şey beni çok üzüyor. Eğitimin yapboza dönmesi sonucunda çok önemli şekilde gelecek ve eğitim kaybına uğradılar. Bunu muhalefet partisi olmamız nedeniyle önüne geçememiş olmaktan dolayı çok üzgünüm. Bugün toplum iktidara bu konuda büyük baskı yapmalı, eğitim artık bu yapboz olmaktan çıkarılmalı. Ayrıca ülkemin her köşesinde, şehrinde, köyünde yatağa aç giren çocuklar, çocuk ölümleri de beni çok üzüyor, nasıl ve nerede olursa olsun.  Hatta demin Aylan bebekle ilgili bir şey gördüm yine içim acıdı daha yeni 8 mülteci çocuk can verdi.  Bunlar beni çok üzüyor. Geçenlerde mültecilerin kaldığı bir yere gittim o çocukların halini görmeniz gerekir...  Elimden geldiğince onların ihtiyaçlarını aldım onları verirken o çocuk gözlerindeki ifadeyi görmeniz lazımdı ağlamamak için kendimi zor tuttum... Artık bu zalimliğe son vermemiz lazım aksi halde insanlığın sonu uzak değil...

 

İyi bir hatipsiniz halkın içinden halk gibi konuşup nabzı iyi yakalıyorsunuz bunun için bir çalışmanız var mı?

Hayır, çok doğalım bir yere çıkarken giderken hiçbir özel çalışma yapmam.

 

Yoğun bir tempodasınız bu enerjiyi nasıl sağlıyorsunuz?

Özel formülüm var.

1-      Yalan söylemeyeceksiniz  

2-      Başkasının hakkında kötü düşünmeyeceksiniz

Hayatınızda bu iki şey varsa enerjiniz hep daim olur. Ben kolay kolay kimseye kızmam kızarsam da Allah’a havale ederim, kötü düşünmem ah etmem.

 

Bulunduğunuz konumu kullanmak zorunda kaldığınız oldu mu, iyi yada kötü anlarda?

Olmuştur tabiî ki iyisi de kötüsü de olmuştur.

 

Sanatla aranız nasıl? Kimleri izler kimleri dinlersiniz

Zaman oldukça sinemaya tiyatroya gitmeye çalışırım. Türk müziği dinlemekten ayrıca zevk alırım,  ruhunuzu okşar. Ama kimsenin ismini vermeyeyim şimdi birini versem diğeri alınır

 

Kendinizi hangi kahramana benzetiyorsunuz? Sebebi nedir?

Benim iki kahramanım var; annem, biri Berfo Ana’dır. Onca zorluğa güçlüğe rağmen inandığım davadan son nefesime kadar vazgeçmeyerek onlar kadar yürekli olmak bana da nasip olur inşallah...

 

Bir baba olarak çocuklarınızın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bu dönemin çocukları çok şanssız...  Onca yoksulluğa, siyasi baskıya, ölümlere idamlara rağmen bizler dahi daha şanslıydık. En azından bir davamız, inandığımız değerler vardı...Bugünün kuşağı maalesef bütün toplumsal değerlerin dışında yetişiyor, gazete okumuyor, dünya ile çok iletişim içinde değiller..

 

Kadın cinayetlerine bakış açınız nedir çözüm bulunabilir mi?

Kadının ekonomik özgürlüğünün olmadığı sürece çözüm beklemek zor. Kadınların ayakta durması, hayatını idame ettirecek bir konuma gelmesinin sağlanması birincil koşul. İkinci olarak da Türk Ceza Kanunu’nun bu cinayetlerde gerektiği gibi uygulanması gereğidir, hakimler genel olarak cezaları alt seviyeden vermek, indirimlerde hep en üst indirimi uygulama eğilimindeler. Bu söylediklerimiz bizim tüm cinayetlere karşı olan duygularımızı da unutmamız anlamına gelmemelidir. Hukuk her cinayete eşit yaklaşmak durumundadır, hakimlerimizin indirimlerde daha özenli olmaları, sadece kılık kıyafete dayalı indirim gerekçelerinin toplumda hezeyan yarattığını, haksızlık duygusu uyandırdığını bilmeleri gerekir. Kurban ister kadın ister erkek olsun, cinayetleri hiç yaşanmaması gereken toplumsal olaylar olarak görüyorum

Kaynak: Editör:
Etiketler: Gürsel, Tekin;, CHP, ARTIK, TÜRKİYE’NİN, , HER, YERİNDE, OLACAK!,
Yorumlar
Haber Yazılımı